Kayıtlar

öğretmen etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Masal 55: Ardıç Ağacı (Grimm Kardeşler, Von dem Machandelboom #47)

Resim
Not: Masal öğretmenlerin kendileri için. B undan çoook uzun zaman önce - belki iki bin yıl - zengin bir adam vardı. Karısı çok namuslu ve çok güzeldi; ama çocukları yoktu ve bir tane olsun istiyorlardı. Karısı gece gündüz dua etse de bir türlü olmuyordu işte! Evlerinin önündeki avluda bir ardıç ağacı vardı; o kış kadın bu ağacın altında oturmuş elma soyuyordu. Bir ara yine elma soyarken parmağını kesti; fışkıran kan karın üstüne damladı. "Ahh" diye içini çeken kadın üzgün üzgün "Keşke kan gibi kırmızı yanaklı, kar gibi bembeyaz tenli bir çocuğum olsa!" diye mırıldandı. Ve bu sözler ağzından çıkar çıkmaz sanki bu isteği gerçekleşecekmiş gibi neşesi yerine geldi. Tekrar eve döndü. Bir ay karlı geçti, ikinci ay her taraf yeşillendi, üçüncü ay çiçekler açtı, dördüncü ay ağaçlara su yürüdü ve dallar yeşillendi. Kuşlar cıvıldamaya başladı, derken çiçekler döküldü. Beşinci ay da geçtikten sonra kadın yine ardıç ağacının altına geldi, yine içi sevinç doldu; öyle ki diz çökt...

Ders 14: Stutgart/5 Eylül 1919 (Steiner Öğretmen Seminerleri)

Resim
E ğer gerçek bir pedagojik sanat geliştirme amacıyla insanları şimdiye kadar ele aldığımız şekilde değerlendirirsek, insan fiziksel bedeninin üçlü yapısı birçok farklı sebepten ötürü belirgin hâle gelir. İnsan başının biçimiyle, göğüs ve genel olarak gövde biçimiyle, ve uzuvların biçimiyle ilgili her şeyi açıkça ayırt edebiliriz. Uzuvların insanlar tarafından genellikle düşünüldüğünden çok daha karmaşık olduğunu anlamalıyız, çünkü uzuvların temsil ettiği şey dışarıdan insanın içine uzanır. İnsan bedeninde içten dışa doğru oluşan biçimlerle, dışarıdan bedene yerleştirilen biçimler arasında ayrım yapmalıyız. (2) Bu üç bölümü dikkate alırsak, insan başının hayvanlar dünyasının üzerine yükseltilmiş tam bir insan olduğunu özellikle açık şekilde görebiliriz. (3) Başta, gerçek başa ek olarak, gövde de vardır—bu, burunla ilişkili her şeyi kapsar. Ayrıca beden boşluğuna doğru uzanan bir uzuv bileşeni de vardır—ağız çevresindeki her şey. Bu şekilde, tüm fiziksel insanın başta mevcut olduğunu gör...

Ders 13: Stutgart/4 Eylül 1919 (Steiner Öğretmen Seminerleri)

Resim
Bu derslerde öğrendiklerimizi temel alırsak, insan davranışını kavrayabilir ve çocukların davranışlarıyla nasıl ilişki kuracağımızı anlayabiliriz. Görevimiz, bu içgörüleri doğru şekilde kullanmaktır. İnsan davranışıyla ilgili olarak, iki şeyi akılda tutmamız gerekir; çünkü insanın iki zıt yönünden söz edebiliriz: Yani, uzuvların (kollar, bacaklar) ve başın yönlerinden. Baş  Şekil  14: Baş ve uzuvlar (2) Şunu kavramamız gerekir ki, uzuvların biçimini ancak başı bir eldiven ya da çorap gibi tersine çevrilmiş olarak düşündüğümüzde anlayabiliriz — bu düşünce zorlayıcı olsa da içselleştirilmelidir. Bu düşüncenin insan yaşamı açısından çok büyük bir önemi vardır. Bunu çizerek gösterirsek, başın bir bakıma içsel bir basınçla şekillendiğini, içeriden dışa doğru "şişirildiğini" söyleyebiliriz. İnsan bedenini dıştan içe doğru, alnın tersine çevrilmesiyle düşünürsek, uzuvları da dıştan içe doğru sıkıştırılmış gibi hayal edebiliriz — bu insan yaşamı açısından çok önemli bir noktadır. İçs...

Ders 12: Stutgart/3 Eylül 1919 (Steiner Öğretmen Seminerleri)

Resim
İnsan bedenini düşündüğümüzde, onu fiziksel olarak algılanabilir çevremizle ilişkilendirmemiz gerekir, çünkü insan bedeni bu çevreyle sürekli bir etkileşim içindedir ve bu çevre tarafından desteklenir. Fiziksel çevremize baktığımızda mineralleri, bitkileri ve hayvanları algılarız. Fiziksel bedenimiz bu mineraller, bitkiler ve hayvanlarla ilişkilidir. Ancak bu ilişkinin türü yüzeysel gözlemle hemen anlaşılmaz; insan ile doğal krallıklar arasındaki etkileşimi anlamak istiyorsak, doğanın özüne daha derinlemesine inmeliyiz. (2) İlk olarak insan bedeninin iskeletini ve kaslarını algılarız. Daha derinlemesine incelediğimizde dolaşım sistemini ve onunla ilişkili organları görürüz. Solunum ve sindirim süreçlerini algılarız. Organların, doğa bilimlerinde tanımlandığı şekilde, çeşitli damar yapılarından nasıl geliştiğini görebiliriz. Beyni, sinirleri ve duyu organlarını algılarız. Bizim görevimiz, bu çeşitli insan organlarını ve süreçlerini, insanın içinde yaşadığı dünya ile bütünleştirmektir. (...

Ders 11: Stutgart/2 Eylül 1919 (Steiner Öğretmen Seminerleri)

D ünkü derste anlatılan insan bedeninin ruhsal ve tinsel doğası üzerine düşünürseniz, insan bedeninin yapısını ve gelişimini anlamak için gerekli her şeyi hızla birleştirebilirsiniz. (2) Dün, insan varlığının üç bölümden oluştuğunu gördük: baş, gövde ve uzuvlar. Bu üç bölümün her birinin ruh ve tin dünyasıyla farklı bir ilişkisi olduğunu da gördük. (3) Önce insan başının biçimini ele alalım. Dün, başın esas olarak fiziksel olduğunu söylemiştik. Göğsün fiziksel ve ruhsal özelliklere sahip olduğunu, uzuvların ise fiziksel, ruhsal ve tinsel özellikler taşıdığını gördük. Elbette yalnızca baş fiziksel diyerek başın doğasını tam olarak tanımlamış olmuyoruz. Gerçekte, her şey bu kadar keskin ayrılmaz. Aynı şekilde başın da ruhsal ve tinsel özellikleri vardır, fakat bunlar göğüs ve uzuvlardakinden farklıdır. İnsan doğduğunda baş öncelikle fiziksel bir yapıdadır. Bu, başın şeklinin neden bu şekilde olduğunu açıklar (ayrıca baş, embriyonal gelişimde ilk oluşan yapıdır); insanın genel ruhsal-tins...

Ders 10: Stutgart/1 Eylül 1919 (Steiner Öğretmen Seminerleri)

Resim
D aha önce, insan varlığının doğasını ruh ve ruhsal (spiritüel) bakış açılarından ele almıştık. En azından, insanı bu iki perspektiften nasıl değerlendirebileceğimize dair biraz olsun ışık tutmuştuk. Şimdi bu değerlendirmeleri tamamlamamız gerekiyor. Önce, insan varlığını tam anlamıyla kavrayabilmek için, ruhsal, ruhsal-sel ve bedensel bakış açılarını birbirine bağlamalıyız; ardından dışsal fiziksel doğayı anlamaya geçmeliyiz. (2) İlk olarak, daha önce çeşitli vesilelerle dikkatimizi çekmiş olması gereken bir noktayı yeniden hatırlamak istiyoruz: İnsanın bu üç yönü farklı formlara sahiptir. Daha önce, insan başının küresel bir şekli olduğunu ve insan başının fiziksel doğasının bu küresel formda yattığını belirtmiştik. Sonra göğsün bir kürenin parçası – bir hilal – olduğunu ifade ettik. Yani, baş bir küre iken, göğüs hilal formundadır ve bu hilal de bir kürenin parçasıdır. Böylece insan göğsünün hilal formunu bir kürenin eksik parçası olarak tamamlayabiliriz. İnsan bütününün bu orta böl...