Kayıtlar

Masal 10: Büyükanne ve Eşek

Dönem: Kasım 🍁 Bir varmış, bir yokmuş. Uzak köylerin birinde yaşlı bir büyükanne yaşarmış. Çocukları ve torunları şehre taşındıktan sonra büyükanne çiftlikte tek başına kalmış. Ama büyükanne hiç yalnız hissetmemiş çünkü doğa ile ilgilenmeyi çok severmiş. Çiçekler eker ve onlarla ilgilenirmiş gün boyu. Büyükanne doğayı çiçeklerle kaplı görmeyi çok severmiş. Bu yüzden de zamanını bahçeyle ilgilenerek ve çiçekler ekerek geçirirmiş. Büyükannenin en iyi arkadaşı ve yardımcısı ise kahverengi eşekmiş. Eşek çiçekleri sulamak için eşek arabasıyla su taşırmış. Sonra şehirde pazar kurulduğu günlerde büyükanneyi ve çiçekleri şehre götürür ve çiçeklerin satılmasına yardım edermiş. Büyükanne de pazara giderken eşeğin kafasına çiçeklerden taç yapıp takarmış, sırtına da rengarenk bir elbise giydirirmiş. Günün sonunda bütün çiçekler satıldığında büyükanne kendine yemek eşeğe de saman alırmış. Büyükanne ve eşek böyle birlikte çalışarak yiyecek bir şeyler alabiliyorlarmış. Büyükanne eşeği çok seviyormuş...

Ders 12: Stutgart/3 Eylül 1919 (Steiner Öğretmen Seminerleri)

Resim
İnsan bedenini düşündüğümüzde, onu fiziksel olarak algılanabilir çevremizle ilişkilendirmemiz gerekir, çünkü insan bedeni bu çevreyle sürekli bir etkileşim içindedir ve bu çevre tarafından desteklenir. Fiziksel çevremize baktığımızda mineralleri, bitkileri ve hayvanları algılarız. Fiziksel bedenimiz bu mineraller, bitkiler ve hayvanlarla ilişkilidir. Ancak bu ilişkinin türü yüzeysel gözlemle hemen anlaşılmaz; insan ile doğal krallıklar arasındaki etkileşimi anlamak istiyorsak, doğanın özüne daha derinlemesine inmeliyiz. (2) İlk olarak insan bedeninin iskeletini ve kaslarını algılarız. Daha derinlemesine incelediğimizde dolaşım sistemini ve onunla ilişkili organları görürüz. Solunum ve sindirim süreçlerini algılarız. Organların, doğa bilimlerinde tanımlandığı şekilde, çeşitli damar yapılarından nasıl geliştiğini görebiliriz. Beyni, sinirleri ve duyu organlarını algılarız. Bizim görevimiz, bu çeşitli insan organlarını ve süreçlerini, insanın içinde yaşadığı dünya ile bütünleştirmektir. (...

Antropozofi nedir?

Antropozofi , insanı yalnızca fiziksel bir varlık olarak değil; beden, ruh ve tin (geist) boyutlarıyla bir bütün olarak ele alan ruhsal-bilimsel (spiritüel-bilimsel) bir dünya ve insan anlayışıdır. Kurucusu Rudolf Steiner ’dir (1861–1925). Kısa tanım Antropozofi, insanın bilinçli düşünme, sezgi ve ahlaki gelişim yoluyla ruhsal gerçekliği tanıyabileceğini savunur. “Kör inanç” değil, bilinçle kazanılmış içsel deneyim hedeflenir. Antropozofinin temel ilkeleri 1. İnsan üçlüdür İnsan: Beden (fiziksel organizma) Ruh (duygu, istek, düşünce yaşamı) Tin / Geist (öz-benlik, ahlaki bireysellik) olarak ele alınır. 2. Bilgi yolu Antropozofi, doğa bilimlerinin yöntemini içsel alana genişletir. Yani: Düşünme disiplin altına alınır Duyuların ötesindeki gerçeklik uyanık bilinçle araştırılır Steiner buna “ruhsal bilim” der. 3. Özgürlük ve ahlak Merkezde şu soru vardır: İnsan nasıl gerçekten özgür ve ahlaki olabilir? Steiner’ın “Özgürlüğün Felsefesi” bu düşünc...

Waldorf Eğitimi (Zil ve Tenefüs Dergisi-2006)

İlk Waldorf Okulu, Antropozofi'nin kurucusu Rudolf Steiner'in Birinci Paylaşım Savaşı sonrası yoksul Almanya'sında 1919 yılında Stuttgart kentindeki Waldorf-Astoria sigara fabrikasının işçileri için verdiği bir dizi eğitim konferansı sonucu kurulmuştur. Yaşamın herhangi bir alanında yenilik önerileri getirebilmek için, yaşamı yalnızca yüzeysel ele almak yetersiz kalır, diyen Rudolf Steiner yaşamı bir bitkiye benzetmektedir. Yaşam, tıpkı bitkide olduğu gibi, yalnızca gözlerimizle gördüğümüzden ibaret değildir, tıpkı bir tohumun içinde verili genetik bilgiler gibi, derinlerde gelecekte ne olacağının bilgisini de taşır, der. Yapraklardan sonra ne tür çiçeklerin ve meyvelerin geleceğini, ancak o bitkiyi derinlemesine araştırmışsak bilebiliriz. Bunun gibi insanın doğasında olanı da okumayı bilmek gerekir, zira doğal gelişme, geleceği içinde taşır. Gelişmekte olan bir insan varlığının nasıl yapılandığını anlamak için, doğasına insanbilimsel göz atmak gerekir. · Dünyaya gelen çocu...

Masal 9: Bremen Mızıkacıları

Dönem: Kasım 🍁 Grimm Masalları (Die Bremer Stadtmusikanten) Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde bir adamın bir eşeği varmış. Sırtına vurulan çuvalları yıllar yılı bıkıp usanmadan değirmene götürüp getirmiş, ama derken elden ayaktan düşüp her gün biraz daha iş göremez hale gelmiş. Bunu gören sahibi, şunun yemini suyunu keseyim de ne hali varsa görsün, diye içinden geçirmiş, ama eşek kendisi hakkında sahibinin iyi şeyler düşünmediğini sezmiş, evden kaçıp yollara düşmüş. Bremen’e gider, orada şehir bandosuna yazılırım, diye tasarlıyormuş kafasında. Biraz yürüdükten sonra bir av köpeğiyle karşılaşmış. Köpek yolun kenarında uzanmış yatıyor, koşmaktan canı çıkmış gibi dili bir karış dışarda soluyup duruyormuş. “Bu halin ne hav hav kardeş?” diye sormuş eşek. “Sorma” diye cevap vermiş köpek de “Kocadım artık, her geçen gün gücüm kuvvetim biraz daha azalıyor, avda eskisi gibi sıçrayıp zıplayamıyorum. Bunu gören efendim beni dövmeye kalktı, ben de kurtuluşu kaçmakta b...

Ders 11: Stutgart/2 Eylül 1919 (Steiner Öğretmen Seminerleri)

D ünkü derste anlatılan insan bedeninin ruhsal ve tinsel doğası üzerine düşünürseniz, insan bedeninin yapısını ve gelişimini anlamak için gerekli her şeyi hızla birleştirebilirsiniz. (2) Dün, insan varlığının üç bölümden oluştuğunu gördük: baş, gövde ve uzuvlar. Bu üç bölümün her birinin ruh ve tin dünyasıyla farklı bir ilişkisi olduğunu da gördük. (3) Önce insan başının biçimini ele alalım. Dün, başın esas olarak fiziksel olduğunu söylemiştik. Göğsün fiziksel ve ruhsal özelliklere sahip olduğunu, uzuvların ise fiziksel, ruhsal ve tinsel özellikler taşıdığını gördük. Elbette yalnızca baş fiziksel diyerek başın doğasını tam olarak tanımlamış olmuyoruz. Gerçekte, her şey bu kadar keskin ayrılmaz. Aynı şekilde başın da ruhsal ve tinsel özellikleri vardır, fakat bunlar göğüs ve uzuvlardakinden farklıdır. İnsan doğduğunda baş öncelikle fiziksel bir yapıdadır. Bu, başın şeklinin neden bu şekilde olduğunu açıklar (ayrıca baş, embriyonal gelişimde ilk oluşan yapıdır); insanın genel ruhsal-tins...

Masal 7: Bilge Kadın ve Sihirli Bahçe

Dönem: Nisan 🌱 Yazar: Liz Moreland Not: Bu hikâye öğretmenleri ayrılmak üzere olan bir sınıf için yazılmıştır. B ir zamanlar, sihirli bir ormanın hemen yakınında küçük ahşap bir kulübede yaşayan bilge bir kadın varmış. Bu kadın, her sabah kalktığında, bahçede yürüyüş yapar, çiçekleri ve ağaçları hayranlıkla izlermiş. Bahçesi ile gurur duyar, onu sever ve her gün sevgi ile ilgilenirmiş. Küçük tohumlar eker, onları sularmış, böylece bu küçük tohumlar büyüyüp bir gün uzun bitkiler olurlarmış. Lavanta çiçeklerini eliyle severek ileri geri sallar böylece lavantaların harika kokuları bütün bahçeyi sararmış. Dikenli bitkileri nazikçe arkaya doğru eğer, böylece, diğer bitkilerin ve çiçeklerin rahatça büyüyüp gelişmesi için yer açılırmış. Altın renkli hindibaların ve beyaz papatyaların nerede isterlerse orada büyümelerine izin verirmiş. Her sabah onu çok mutlu eden bir şarkı ile güne başlarmış. Bahçeye her sene yuva yapan kızıl gerdan kuşunun söylediği çok neşeli bir şarkı imiş bu şarkı. Bazı ...