Masal 24: Huysuz Yengeç

Dönem: Mayıs 🌱

Yazar: Susan PERROW, Arkadaşlarının ısıran çocukları şifalandırmak için yazılan bir hikaye.


Uzak denizlerin birinde, bir arada gezen, oynayan, eğlenen, dostça geçinen deniz canlıları yaşarmış.

Martılar, karabataklar, deniz kaplumbağaları, yengeçler, deniz yıldızları, boy boy midyeler, deniz minareleri, mürekkep balıkları, ahtapotlar mutlu yaşarlar, aralarında oyunlar oynarlar, hepsi de çok eğlenirlermiş.

Yalnız, aralarında biri varmış ki; yaptığı tatsız şakalarla hepsini canından bezdirmiş. 

Oyunlarda arkadaşlarına kötü davranan, keskin kıskaçlarıyla onları hep yaralayan, zarar veren Huysuz Yengeç’miş o.

Kocaman denizde, onun keskin kıskaçlarıyla yaralamadığı kimse kalmamış neredeyse.

O yüzden de kimse onunla oynamıyor, şakalaşmıyor, herkes ondan uzak duruyor, oyunlarına almak istemiyorlarmış.

Huysuz Yengeç'se; her oyuna katılmak istiyor, onu oyunlarına alanları da yine kıskaçlarıyla ısırarak yaralıyor, arkadaşlarını her seferinde de pişman ediyormuş.

En sonunda, Huysuz Yengeç'in ortalarda görünmediği bir gün, Deniz Kaplumbağası bu gidişe bir son vermek, Huysuz Yengeç'in kötülüklerine çare bulmak için denizdeki tüm arkadaşlarını toplantıya çağırmış.

Martı, Karabatak, Deniz Yıldızı, Midye, Deniz Minaresi, Mürekkep Balığı, Ahtapot heyecanla gelip, yerlerini almışlar.

- “Kıskaçlarını derhal kesmeliyiz” demiş Ahtapot.

Daha geçen hafta, Huysuz Yengeç'in kıskacıyla ısırdığı kollarından biri sarılı ve iyileşmeyi bekliyormuş.

İki bacağı, Huysuz yüzünden kısalmış olan Deniz Yıldızı, öfkeyle: “Belki de kıskaçlarını birbirine yapıştırmalıyız” demiş. “Yapışır da kimseleri ısıramaz artık.” 

Bir ayağını Huysuz Yengeç ısırdığı için, toplantıya seke seke gelen Martı; “Bence Huysuz'u iple bir yerlere bağlayalım. Hem uzaklaşamaz hem de kimseyi yakalayamaz” diye şikâyet etmiş ondan. Bir yandan da yaralı ayağını gösteriyormuş oradakilere.

Hepsini dikkatle dinleyen kaplumbağa, onları susturduktan sonra; “Arkadaşlar” demiş “Ona bizi ısırmamayı öğretsek daha iyi olmaz mı?” 

Kaplumbağa hepsinden daha büyük ve daha bilgiliymiş.

Denizde yaşayanlar, içinden çıkamadıkları bir sorunları, çözemedikleri bir problemleri olduğunda hep Kaplumbağa ‘ya danışırlar, ondan akıl alırlarmış.

Hepsi birden: “Bu çok güzel bir fikir ama, o bizi ısırmamayı öğrenene kadar, aramızda ısırılmayan kalmayacak” demişler. “Huysuz Yengeç bunu öğrenene kadar ne yapacağız peki?” diye de sormuşlar merakla.

Bunun üzerine bilge Kaplumbağa düşünceli düşünceli, bir aşağı bir yukarı dolaşmaya başlamış.

Derken, uzun yaprakları suda nazlı nazlı salınan su yosununun yanında durmuş.

“Buldum” diye seslenmiş heyecanla. “Huysuz ’un kıskaçları için, deniz yosununun yapraklarından eldivenler öreceğim. Böylece, arkadaşlarını ısırmamayı, dikkatli olmayı öğrenene kadar, kimseye zarar veremez.” 

Oradaki tüm hayvanlar bu fikri çok beğenmiş ve çok sevinmişler.

Bilge Kaplumbağa hemen, kayaların arkasındaki mağarasına girip, dalgalarla sürüklenen dallardan yaptığı örgü şişlerini çıkarmış.

Diğer hayvanlar da deniz yosununun uzun yapraklarından toplamaya girişmişler.

Kaplumbağa mağarasından çıktığında, hayvanların topladığı bir yığın deniz yosunu onu bekliyormuş.

Hemen işe koyulan kaplumbağa; Huysuz Yengeç'in keskin kıskaçları için minik eldivenler örmeye başlamış.

Eldivenler tam bittiği sırada, bütün gün ortalıkta görünmeyen Huysuz Yengeç çıkagelmiş.

“Merhaba arkadaşlar” demiş “Ne var ne yok?”

Bütün gün orada olmadığı için, diğerlerinin o yokken ne yaptıklarını çok merak ediyormuş.

“Sana bir hediyemiz var Yengeç” demiş Kaplumbağa ve örgüsü daha yeni biten eldivenleri uzatmış Huysuz Yengeç'e.

Şaşkınlıktan neredeyse düşüp bayılıverecek gibi olmuş Huysuz. Çünkü bugüne kadar hiç kimse ona bir hediye vermemiş.

Heyecanla, minicik eldivenlerini kıskaçlarına geçirmiş. Eldivenler tam da kıskaçlarına göreymiş.

O gün akşama kadar, eldivenler Huysuzun kıskaçlarında, birlikte oynayıp eğlenmişler.

Huysuz Yengeç, oyun sırasında yine kötü şakalar yapıp, arkadaşlarını kıskaçlarıyla ısırmak istediyse de bunu bir türlü becerememiş.

Akşam olduğunda, hepsi yorulmuş ve hiç kimse yaralanmamış olarak yuvalarına dağılmışlar.

Sonraki günler boyunca da hep birlikte Huysuz'u da aralarından çıkarmadan hep birlikte neşe içinde oyunlar oynamışlar. 

Huysuz Yengeç de kimseye zarar vermediği, böylece dışlanmadığı için çok mutluymuş.

Eskiden olduğu gibi huysuz da hissetmiyormuş artık kendisini.

Avlanacağı zaman yosundan eldivenlerini çıkarıyor, oyun zamanı yine geçiriyormuş kıskaçlarına.

Bu durumdan hem hayvanlar hem de Yengeç çok memnunmuş.

Yosundan yapılan eldivenler çok da fazla dayanmamış elbette.

Günler geçtikçe yıpranmış, eskimiş ve bir gün kıskaçlardan çıkıp, dalgalara kapılmış ve gözden kaybolup gitmiş...

Neyse ki; o zamana kadar Huysuz Yengeç arkadaşlarıyla, onları ısırmadan oynamayı, kıskaçlarını da yalnızca avlanırken kullanmayı öğrenmiş.

Oyun sırasında kıskaçlarını kapalı tutabiliyormuş artık. O günden sonra, denizdeki tüm hayvanlar Bilge Kaplumbağa ‘ya daha çok saygı duymuşlar ve bir sorunları olduğunda onun çözümlerine daha çok güvenmişler.

Artık huysuzluğu kalmayan Yengeç'i de yanlarından hiç ayırmayan hayvanlar birlikte mutlu ve güzel bir yaşam sürmüşler.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Dünyanın merkezi: Gürcistan

Sarıyer'de bir Waldorf ilkokul girişimi - 3.sınıfa doğru

Nature of Colours/Renklerin Doğası (Study group)