Kayıtlar

2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Ders 11: Stutgart/2 Eylül 1919 (Steiner Öğretmen Seminerleri)

D ünkü derste anlatılan insan bedeninin ruhsal ve tinsel doğası üzerine düşünürseniz, insan bedeninin yapısını ve gelişimini anlamak için gerekli her şeyi hızla birleştirebilirsiniz. (2) Dün, insan varlığının üç bölümden oluştuğunu gördük: baş, gövde ve uzuvlar. Bu üç bölümün her birinin ruh ve tin dünyasıyla farklı bir ilişkisi olduğunu da gördük. (3) Önce insan başının biçimini ele alalım. Dün, başın esas olarak fiziksel olduğunu söylemiştik. Göğsün fiziksel ve ruhsal özelliklere sahip olduğunu, uzuvların ise fiziksel, ruhsal ve tinsel özellikler taşıdığını gördük. Elbette yalnızca baş fiziksel diyerek başın doğasını tam olarak tanımlamış olmuyoruz. Gerçekte, her şey bu kadar keskin ayrılmaz. Aynı şekilde başın da ruhsal ve tinsel özellikleri vardır, fakat bunlar göğüs ve uzuvlardakinden farklıdır. İnsan doğduğunda baş öncelikle fiziksel bir yapıdadır. Bu, başın şeklinin neden bu şekilde olduğunu açıklar (ayrıca baş, embriyonal gelişimde ilk oluşan yapıdır); insanın genel ruhsal-tins...

Masal 7: Bilge Kadın ve Sihirli Bahçe

Resim
Dönem: Nisan 🌱 Yazar: Liz Moreland Not: Bu hikâye öğretmenleri ayrılmak üzere olan bir sınıf için yazılmıştır.

Ders 10: Stutgart/1 Eylül 1919 (Steiner Öğretmen Seminerleri)

Resim
D aha önce, insan varlığının doğasını ruh ve ruhsal (spiritüel) bakış açılarından ele almıştık. En azından, insanı bu iki perspektiften nasıl değerlendirebileceğimize dair biraz olsun ışık tutmuştuk. Şimdi bu değerlendirmeleri tamamlamamız gerekiyor. Önce, insan varlığını tam anlamıyla kavrayabilmek için, ruhsal, ruhsal-sel ve bedensel bakış açılarını birbirine bağlamalıyız; ardından dışsal fiziksel doğayı anlamaya geçmeliyiz. (2) İlk olarak, daha önce çeşitli vesilelerle dikkatimizi çekmiş olması gereken bir noktayı yeniden hatırlamak istiyoruz: İnsanın bu üç yönü farklı formlara sahiptir. Daha önce, insan başının küresel bir şekli olduğunu ve insan başının fiziksel doğasının bu küresel formda yattığını belirtmiştik. Sonra göğsün bir kürenin parçası – bir hilal – olduğunu ifade ettik. Yani, baş bir küre iken, göğüs hilal formundadır ve bu hilal de bir kürenin parçasıdır. Böylece insan göğsünün hilal formunu bir kürenin eksik parçası olarak tamamlayabiliriz. İnsan bütününün bu orta böl...

Waldorf eğitiminde öğretmenliğin bazı temel yönleri

Resim
Waldorf eğitiminde öğretmenliğin bazı temel yönleri hakkında çıkarımlar Öğretmenin Rolü:   Waldorf eğitiminde öğretmenler, çocukların gelişiminde önemli bir rol oynarlar. Öğretmenlerin, insan gelişiminin farklı aşamalarını ve her çocuğun bireysel ihtiyaçlarını derinlemesine anlamaları beklenir. Öğrenci-Öğretmen İlişkisi:   Öğretmenler ve öğrenciler arasında güçlü ve sağlıklı bir ilişki kurulması esastır. Bu ilişki, karşılıklı saygıya, anlayışa ve öğrencinin bireyselliğine duyarlılığa dayanmalıdır. Öğretme Yöntemleri: Waldorf eğitimi, öğrencilerin tüm varlığını (beden, ruh ve zihin) kapsayan bütüncül bir yaklaşımı vurgular. Öğretim yöntemleri, öğrencilerin hayal güçlerini, duygularını ve düşünme becerilerini harekete geçirmeye odaklanır. Öz-Gelişim:   Waldorf öğretmenleri, sürekli olarak kendilerini geliştirmeleri ve dünya ile olan ilişkilerini sorgulamaları beklenir. Bu öz-gelişim, daha derin bir öz-farkındalığa ve öğrencilerle daha anlamlı bir bağlantı kurmaya yardımcı o...

Masal 6: Bebek Koala

Resim
B ir varmış, bir yokmuş… Uzak bir ormanın gölgesinde, göğe doğru uzanan koca bir sakız ağacı varmış. O ağacın dalları arasında, yumuşacık tüyleriyle bir anne koala ve onun minicik yavrusu yaşarmış. Anne koala, sabahın serinliğinde daldan dala süzülür; Karnı acıkan bebeği için en tatlı meyveleri toplarmış. Bir dal biterse, başka bir dala; Güneş yükselirse gölgelere… Sırtında bebeğiyle yorulsa da Sevgiyle sürermiş bu dansı ormanın içinde. Günler geçmiş… Minik koala büyüdükçe ağırlaşmış, Anne koalanın kolları bazen titrer olmuş. Ne var ki bir anne yüreği yorulsa da vazgeçmezmiş; Her meyvede, her tırmanışta sabırla sürmüş yolunu. Bir öğle vakti, yumuşacık rüzgâr dalları okşarken Anne koala bir dalın üstünde, usulca uyuyakalmış. Minik koala ise karnı zil çalar gibi aç, “Acıktım… acıktım…” diye sızlanmış sessiz ormana. Ne kadar seslense de uyanmamış annesi. Gözleri, yukarıda güneş altında parlayan Yuvarlak, sulu meyvelere takılmış o an. İçinden geçirmiş: "Keşke yüks...

Ders 9: Stuttgart/30 Ağustos 1919 (Steiner Öğretmen Seminerleri)

E ğer gelişen insan varlığına dair derin anlayışınızı istek (irade) ve duyguyla doldurursanız, o zaman iyi bir öğretmen olursunuz. Pedagojik bir içgüdü sizde uyanır; bu içgüdü, çocuk gelişimine dair irade ile yoğrulmuş bilginizi uygulamayı mümkün kılar. Ancak bu bilginin gerçek olması gerekir — yani, gerçek dünyanın hakiki bir anlayışına dayanmalıdır. (2) İnsana dair gerçek bir bilgiye ulaşmak için, insanı önce ruh açısından, sonra da ruhsal (spiritüel) bakış açısından gözümüzde canlandırmaya çalıştık. İnsanı ruhsal olarak kavrayabilmek için, bilinç düzeylerini göz önünde bulundurmamız gerektiğini hatırlatmak istiyoruz. En azından başlangıçta, ruhsal yaşamımız uyanıklık, rüya ve uyku hâlinde gerçekleşir; bu nedenle, hayattaki bireysel olayları tamamen uyanık, rüya hâlinde veya uyurken gerçekleşen durumlar olarak değerlendirebiliriz. Şimdi dikkatimizi yavaş yavaş ruhsal düzeyden ruh aracılığıyla fiziksel bedene doğru kaydırmaya çalışacağız ki, böylece insanın tamamını göz önünde bulundu...

Masal 5: Balık ve Deniz Kabuğu

Resim
Dönem: Eylül  Yazar: Jakob StreIt  

Masal 4: Baharı Arayan Çocuklar

Resim
Dönem: Bahar gelişi  🌱

Masal 2: Altın Anahtar (Grimm Kardeşler)

Resim
Dönem: Kış Masalı

Biyodinamik Tarım Nedir?

Resim
Biyodinamik  tarım, en eski ve en çevreci sürdürülebilir tarım yöntemidir. Gıda kalitesini toprak sağlığı ile birlikte hedeflemesi dolayısıyla günümüzde giderek artan bir biçimde ilgi görmektedir. Organik tarım ile biyodinamik tarım arasında önemli farklar vardır. Biyodinamik yöntem hem mahsulün kalitesinde, hem toprağın verimliliğini korumada, hem de çiftliklerin ekonomik olarak hayatta kalma hedeflerinde organik yöntemin de ötesinde faydalıdır ve çevrecidir. Biyodinamik tarımın temel ekolojik prensibi, çiftliği bir organizma ve kendi kendine yeten bir varlık olarak düşünmesidir. Her çiftliğin kendine özgü özelliklere yani bir bireyselliğe sahip olduğu kabul edilir. Çiftlik arazisinde üretilen her şeyi geri dönüştürme, toprağın sürdürülebilirliği, çıkan mahsullerin ve barınan hayvanların sağlıklı olarak devamlılığı hedeflenir. Çiftçiler de bu bütünün bir parçasıdır. Çiftçinin ekosistemindeki etkileşimleri göz önüne alarak hareket etmesi neticesinde, çiftliğin çevresel, sosyal ve f...

Ders 8: Stuttgart/29 Agustos 1919 (Steiner Öğretmen Seminerleri)

D ün, hafıza ve hatırlama gibi şeyleri ancak daha kolay gözlemlenebilen süreçlerle ilişkilendirerek anlayabileceğimizi gördük — yani uyku ve uyanıklıkla. Buradan, pedagojik hedefimizin bilinmeyeni bilinene giderek yaklaştırmak olması gerektiğini çıkarabiliriz. Bu, ruhsal fikirlerin oluşumu açısından da geçerlidir. (2) Şöyle diyebilirsiniz: “Uyumak ve uyanmak, hatırlamak ve unutmak kadar açık değildir; bu nedenle bu iki durumun anlaşılması, hatırlama ve unutma üzerine fazla katkı sağlamaz.” Ancak dikkatlice gözlemlersek, huzursuz uykunun insanlardan neler götürdüğünü fark edebiliriz. Bu da bize, unutmanın hatırlamayla doğru bir ilişki kuramamasının ruhsal yaşamda nasıl bir bozulmaya yol açtığını gösterebilir. Hepimiz deneyimlerimizden biliriz ki, belli bir miktar uyku, bilincimizin zayıflamasını önlemek için gereklidir. Aksi takdirde, çevremizdeki her şey “Benliğimiz” üzerinde çok yoğun bir etki yaratır. Örneğin, uykusuz kaldığınız bir geceyi düşünün. (Burada uykusuzluğun nedeni olarak ...

Ders 7: Stuttgart/28 Agustos 1919 (Steiner Öğretmen Seminerleri)

Resim
İ nsan varlığının özünün gerçekte ne olduğuna dair bir içgörüye sahip olmanız önemlidir. Genel pedagojiye dair incelememizde, insanı önce ruh açısından, ardından da ruhun ötesine geçerek tinsel bakış açısından anlamaya çalıştık. Bugün, bu ikinci açıdan devam etmek istiyoruz. Elbette pedagojik kavramlara ve modern çağın ruh ve psikolojiye dair yaygın fikirlerine sürekli olarak atıfta bulunmamız gerekecek; çünkü siz ileride pedagojik ve psikolojik literatürü incelemek isteyeceksiniz. (2) İnsan varlığına ruh açısından baktığımızda, vurgumuz antipati ve sempatilerin rolünü keşfetmek üzerinedir. Ancak insan varlığına ruhsal (spiritüel) bakış açısından baktığımızda, bilinç durumlarını keşfetmeye odaklanmamız gerekir. Dün, insanın içinde etkin olan üç bilinç durumunu — uyanıklık, rüya görme ve uyku — tartıştık ve uyanıklığın gerçekte yalnızca düşünsel bilişte mevcut olduğunu, rüyanın duyguda hâkim olduğunu ve uykunun ise irade (istek) alanında geçerli olduğunu gösterdik. (3) Tüm kavrayış, yal...